İLİŞKİLER- DEMLENME
- Binay Bayram

- 14 Şub
- 2 dakikada okunur
Bazen yazılar da ilişkiler gibi…
Araya mesafe girer.
Söylenecekler susar.
Cümleler bekler.
Ve biz bunu “yarım kaldı” zannederiz.
Oysa bazı şeyler yarım kalmaz, demlenir.
Bu ay sevgi, aşk ve ikili ilişkiler üzerine konuşmaya niyet etmiştik.
Sıkıştığımız yerleri, partnerimizle aramızda çözemediğimiz düğümleri, çevrenin sesinin ilişkiye nasıl karıştığını…
Sonra sustuk.
Ama o konu kapanmadı.
İçimizde çalışmaya devam etti.
Çünkü ilişkiler de böyledir.
Bazen konuşmak değil, durmak büyütür.
Şimdi kaldığımız yerden değil,
derinleştiğimiz yerden devam edelim.
Bir ilişkide en çok ne zaman sıkışırız biliyor musun?
Kendi sesimizi duyamadığımızda.
Partnerle aramızda bir mesele olur.
Ama aslında araya sadece iki kişi girmez.
Ailelerin sesi,
Geçmiş ilişkilerin izi,
“Böyle olmalı” diyen kalıplar,
Toplumsal roller,
Korkular…
Ve biz iki kişi olmaktan çıkar,
kalabalık bir odada tartışmaya başlarız.
Sıkışmışlık çoğu zaman sevgisizlikten değil,
karışıklıktan olur.
Ne hissettiğimizi bilmeden,
neyi savunduğumuzu bilmeden konuşuruz.
Ve en çok da şunu karıştırırız:
İhtiyacımızı, değerimiz sanırız.
Oysa ihtiyaç geçicidir.
Değer köklüdür.
Gary Chapman der ki:
Her insanın bir “sevgi deposu” vardır.
Ve o depo doluyken insan daha sakindir.
Daha anlayışlıdır.
Daha az savunmadadır.
Depo boşken ise en küçük mesele bile büyür.
Çünkü mesele o anki tartışma değildir.
Mesele, “Görülmüyorum.” hissidir.
“Değerli değilim.” korkusudur.
Bazen partnerimize kızdığımız şey,
aslında dolmamış bir sevgi deposudur.
Depo boşken çözüm arayamayız.
Sadece hayatta kalmaya çalışırız.
Sevginin Beş Dili kitabında Chapman şunu söyler:
İnsanlar sevgiyi farklı dillerle alır ve verir.
• Onay sözleri
• Nitelikli zaman
• Hizmet davranışları
• Fiziksel temas
• Hediye
Senin sevgi dilin “ilgi ve zaman” olabilir.
Partnerininki “sorumluluk almak” olabilir.
Sen “Benimle otur konuş” dersin.
O “Senin için hallettim” der.
İkiniz de seviyorsunuzdur.
Ama farklı dillerde.
Ve bazen sorun sevgisizlik değil,
çeviri eksikliğidir.
Peki şimdi ne yapacağız?
Önce duracağız.
Kendimize soracağız:
Ben şu an gerçekten ne hissediyorum?
İhtiyacım ne?
Değerim ne?
Bu duygu bana mı ait, yoksa geçmişten mi geliyor?
Ve en önemlisi:
Sevgi depom dolu mu?
İlişkiler iki kişinin savaşı değil,
iki kişinin birbirine alan açmasıdır.
Çevrenin sesini biraz kısalım.
Geçmişin yankısını biraz azaltalım.
Ve kendi iç sesimizi yeniden duyalım.
Çünkü sevgi,
yüksek sesle değil,
net bir iç sesle büyür.
Binay Bayram, PCC
Yorumlar