İLİŞKİLER- GÖRDÜĞÜNÜ DEĞIL, TAŞIDIĞINI GÖRÜRSÜN.
- Binay Bayram

- 8 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
Bir sabah, kahveni alıp pencerenin önündeki koltuğa oturduğunu düşün…
Gün doğuyor. Sokak sessiz. İçeride sadece sen varsın, bir de kafanın içindeki küçük, hiç susmayan “yorumcular”.
Hani şu “Bence sana öyle demek istedi!”, “Asıl niyeti bu değildi!”, “Kesin bir şey saklıyor!” diyenler.
İşte o sabah, tam da o koltukta otururken şöyle bir şey olduğunu hayal et…
Pencerenin camı buğulu.
Dışarıdaki manzaraya bakıyorsun ama net değil. Bir siluet, bir gölge…
Kendi kendine mırıldanıyorsun:
“Acaba dışarıdaki manzara mı böyle bulanık, yoksa cam mı?”
Ama kimse camı silmeyi düşünmüyor.
Çünkü zihnin bize sürekli şunu fısıldıyor:
“Gördüğün şey gerçek.”
Oysa bazen gerçek, tam karşında durmaz.
Gerçek, çoğu zaman içinde taşıdığındır.
Korkuların, beklentilerin, geçmişin, yaraların, öğrendiklerin…
Bir ilişkiye baktığında gördüğün şey… ilişki değil, kendi aynandır aslında.
Partnerinin söylediklerinden önce
kendi sesini,
kendi eski kalp kırıklıklarını,
kendi “acaba yine mi böyle olacak?” filtrelerini duyarsın.
Mesela sevgilisi “Bu akşam biraz sessiz kaldın, iyi misin?” diye soruyor.
Tek bir cümle. Soru bile.
Ama zihnin kendi buğulu camını devreye sokuyor:
“Acaba bir şey ima mı ediyor?”
“Yine bir şeyden rahatsız oldu da ben mi anlamıyorum?”
“Benden uzaklaşıyor mu?”
Oysa belki de gerçekten sadece merak ediyor.
Sadece insan olduğu için.
Gördüğümüz şey, karşımızdaki değil; biziz.
Hani bazen yakın arkadaşın bir ilişkiye girer, biz dışarıdan “Bu adam/ kadın ona göre değil!” deriz…
Ama aslında gördüğümüz, onların ilişkisi değil:
Bizim geçmiş deneyimlerimizin gölgesidir.
Komik bir şey söyleyeyim:
İnsanlar ilişkilerde çoğu zaman “karşısındakini” tanımaz.
Önce kendi yaralarını tanırlar.
Kendilerini nereden kırmışlarsa, orayı gözleriyle sürekli tararlar.
Ve işin ilginci…
Aynı olayı iki kişi farklı görür:
Biri “ilgisizlik” okurken,
diğeri “alan bırakmak” okur.
Aynı cümle iki kişiye farklı çarpar:
Biri “eleştiri” duyar, diğeri “destek” duyar.
Çünkü gözlerimiz değil, hikâyemiz görür.
Bir ilişkiye girerken herkes bir çanta taşır.
Kiminde geçmiş ihanetler,
kiminde öğrenilmiş kalıplar,
kiminde çocukluk evinin sessiz kuralları…
Ve ilişkide gördüğün birçok şey, aslında karşı tarafın davranışı değil:
Senin çantandan dışarı taşanlar.
Bu hafta davetim şu:
İlişkilerinde gözünün önündeki “manzarayı” değil, “camı” fark etmeyi dene.
Kendine şu soruları sor:
Ben şu an gerçekten karşımda olan kişiyi mi görüyorum?
Yoksa kendi hikâyemin yankılarını mı?
Bu tepkiyi “o” mu tetikledi, yoksa “benim geçmişim” mi?
Bu gördüğüm şey gerçek mi, yoksa benim filtrem mi?
Bunu fark ettiğin an…
Camdan ilk buğu silinir.
Ve ilişkiler bambaşka bir hale bürünür.
Daha yumuşak, daha sakin, daha gerçek.
Binay Bayram
Yorumlar