NETLİK | 4
- Binay Bayram

- 9 Tem
- 2 dakikada okunur
İç Ses mi, Dış Ses mi? Kararlarımızı Gerçekten Kim Veriyor?
Hayatımız boyunca sayısız karar veririz.
Bazıları günlük hayatın doğal akışı içinde kolayca alınır.
Bazıları ise uzun süre zihnimizi meşgul eder.
Çoğu zaman bu durumu “kararsızlık” olarak tanımlarız.
Oysa bazen mesele karar verememek değildir.
Bazen içeride aynı anda konuşan farklı sesleri ayırt edememektir.
Hepimizin içinde bir ses vardır.
Bizi değerlerimize, yaşam deneyimlerimize ve gerçekten anlamlı bulduğumuz şeye doğru yönlendiren bir ses…
Bir de dışarıdan gelen sesler vardır.
Ailenin beklentileri…
Toplumun doğruları…
İş yaşamının kuralları…
Yakınlarımızın önerileri…
Geçmiş deneyimlerden kalan izler…
Bu seslerin hiçbiri tek başına yanlış değildir.
Hatta çoğu zaman bizi korumaya, desteklemeye ya da deneyimlerini paylaşmaya çalışırlar.
Ancak bazen bu sesler o kadar yoğunlaşır ki kendi sesimizi duymakta zorlanabiliriz.
Ve tam da bu noktada netlik bulanıklaşmaya başlar.
Duygularımız, İhtiyaçlarımız ve Değerlerimiz Aynı Şeyi Söyler mi?
Karar süreçlerinde sıkça karşılaştığımız durumlardan biri de duygularımızı, ihtiyaçlarımızı ve değerlerimizi birbirine karıştırmaktır.
Bir duygu bize önemli bir mesaj taşır.
Bir ihtiyaç, o anda eksikliğini hissettiğimiz şeyi gösterir.
Bir değer ise hayatımız boyunca bize yön veren daha kalıcı bir pusuladır.
Örneğin belirsiz bir dönemde güven ihtiyacımız daha görünür olabilir.
Bu çok doğaldır.
Ancak o an hissettiğimiz ihtiyaç, her zaman temel değerimizi temsil etmeyebilir.
İhtiyaç karşılandığında rahatlayabiliriz.
Fakat bir süre sonra yeniden bir arayış hissedebiliriz.
Çünkü bizi uzun vadede yönlendiren şey çoğu zaman yalnızca ihtiyaçlarımız değil, değerlerimizdir.
Peki Kendi Sesimizi Nasıl Duyabiliriz?
Belki de önce kendimize duracak bir alan tanıyarak…
Çünkü netlik aceleyle değil, farkındalıkla gelişir.
Bazen kendimize şu soruları sormak yeterlidir:
Şu an hangi duyguyu yaşıyorum?
Bu karar hangi ihtiyacıma temas ediyor?
Benim için gerçekten vazgeçilmez olan değer ne?
Bu düşünce bana mı ait, yoksa uzun zamandır taşıdığım bir beklentinin sesi mi?
Eğer hiçbir yargılanma kaygısı olmasaydı, neyi seçmeye daha yakın hissederdim?
Bu soruların amacı doğru cevabı bulmak değildir.
Ama doğru sorular bazen netliğin kapısını aralar.
Koçluk Bu Süreçte Nerede Devreye Girer?
Profesyonel koçluk tavsiye veren ya da kişi adına karar alan bir süreç değildir.
Koçluk; kişinin kendi düşüncelerini, duygularını, ihtiyaçlarını ve değerlerini daha net görebileceği güvenli bir düşünme alanı sunar.
Bazen kişi yalnızca A ve B seçeneklerini görüyordur.
Koçluk sürecinde ise bakış açısı genişlemeye başlar.
Belki C seçeneği görünür.
Belki D…
Belki de seçeneklerin ötesinde, hepsini birbirine bağlayan ortak bir değer fark edilir.
Çünkü çoğu zaman mesele daha fazla seçenek üretmek değildir.
Mesele, kişinin kendi içsel pusulasını yeniden duyabilmesidir.
Koçlukta güçlü soruların amacı cevap vermek değil, düşünceyi genişletmektir.
Ve bazen tek bir soru, uzun zamandır görünmeyen bir olasılığı görünür kılabilir.
İç sesimizi duymak, dış sesleri susturmak anlamına gelmez.
Asıl mesele, tüm sesleri duyabildiğimiz halde hangisinin bize ait olduğunu ayırt edebilmektir.
Netlik çoğu zaman tek bir doğruyu bulmak değildir.
Kendi değerlerimizle, duygularımızla ve ihtiyaçlarımızla uyumlu bir yönü fark edebilmektir.
Belki de insanın en önemli yolculuklarından biri, başkalarının sesini reddetmek değil; kendi sesini de aynı açıklıkla duyabilmeyi öğrenmektir.
Binay Bayram, PCC
Yorumlar